Reklam Alanı 790 * 90

Hukuk felsefesi ve sosyolojisi alanındaki klasik eserlerin Türkçeye kazandırılmasında, sorumluluk başta alanın öğretim elemanlarında olmak üzere, ciddi bir eksiklik olduğu iddiasını gerekçelendirmek için uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Kendimi hâlâ ait hissettiğim camianın üyeleri akademik unvanlarını ve mevcut itibarlarını haklarında yazarak ve konuşarak elde ettikleri eserleri çevirmekten her nedense imtina etti. Bununla birlikte son yıllarda bu eserlerin Türkçeye çevrilmesinde gittikçe artan bir hıza da şahit olduğumuzu söylemeliyiz.

Amerikan hukukuna ait hukuk metinlerini anlayabilmek için Amerikan hukuk ve siyaset sistemine ilişkin temel kavramları bilmeniz gerekiyor. Bu yazıda en temel bazı kelime ve kavramlara bakacağız.

Yok. Hukuk fakültelerinde ders kitabı yok. Ders kitabı diye basılmış onlarca eser var. Ders kitabı olarak tavsiye edilen onlarca kitap var. Ama ders kitabı yok. Çünkü hukukçu akademisyen hayatında hiç ders kitabı okumamıştır ve ders kitabının ne olduğunu bilmez.

Hukuk fakültesinde koca koca kanun kitaplarını ezberlemeyeceksiniz. Ama o kanun kitapları hakkında yazılmış çok daha kalın kitapları birkaç defa okumak durumunda kalacaksınız. Ezberlemeyeceksiniz ama onca şeyi nasıl aklınızda tutabildiğinize siz bile şaşıracaksınız. İnanın, o kalın kitaplar birkaç kez okunduktan sonra akılda kalabiliyor. Kanıtı, hukuk fakültesinden mezun olmuş olmamdır.

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sui Generis Tiyatro Topluluğu bu yıl 12 Öfkeli Adam’dan uyarlanan 12 Öfkeli oyununu topluluğun onuncu yılı kapsamında sahneliyor. 10 yıl önceki ilk oyunları olan Ceza Kanunu’nun sahnelenmesinde küçük de olsa katkısı olan birisi olarak duyduğum gurur ile oyunun konusunu çok sevmem bir kenara, 9 Nisan gecesi muhteşem bir oyun izledim.

Civil kelimesi ilk bakışta tanıdık gelmekle birlikle okuduğunuz metinlerde kafanızı karıştırabilecek, kimi zaman da tek bir Türkçe karşılık bulamayacağınız bir kelime. Önce sözlük anlamlarına bakalım, sonra hukuk bağlamındaki kullanımını görelim.

Hukuk fakültesi denince yıllarca akla iki okul gelir: İstanbul hukuk ile Ankara hukuk. Öğrenci sayısının çokluğu, amfilerin yetersizliği, büyük şehirlerin ulaşım sorunu ve pahalılık gibi etkenlerle de sanırım, hukuk fakültelerinde derse devam diye bir kavram yoktur. Daha eskilere dayanan bilmediğim başka nedenler de olabilir ama gördüğüm, bildiğim şey, hukuk fakültelerinde yoklama yapmanın ayıp olduğudur. 

Türkiye’de onlarca ‘Hukuk Dergisi’ var. Farklı periyotlarla çıkan bu dergilerde her yıl yüzlerce makale yayımlanıyor. Makale yayımlamak özellikle ‘akademi’ açısından çok önemli. İdeal açıdan önemi şu: Akademisyenin en büyük varlık sebebi bilgi üretmek. Elbette paylaşılmayan bilginin bir anlamı yok. Yayımlanan makaleler bilginin paylaşılmasını sağlıyor. 

Bayard’ın kitabı, bir süredir düşündüğüm bazı konular üzerinde yazabilmem için cesaret verdi doğrusu. Her şeyden önce kitabın, başlığının okuyucuya ilk çağrıştırdığından oldukça farklı bir meseleyi ele aldığını söylemeliyim. Bayard, ‘okumadığımız kitaplar hakkında nasıl konuşuruz’ diye sorarken, ‘ortamlarda’ okumadığımız kitaplar hakkında okumuş gibi yapmanın yollarını araştırmıyor. 

Dediğim gibi, hayvanlarla ilgili tutumum günden güne hayvanlar lehine değişse de, bunun arkasında bilinçli, derin bir düşünce yatmıyor. Daha doğrusu, yatmıyordu… Regan kitapta müthiş bir iş çıkarmış. Her şeyden önce, ezberlere dayanan insan hakları düşüncesini analiz etmiş ve eğer tutarlı bir insan hakları teorisine tutunmak istiyorsak, hayvan haklarının varlığını da kabul etmemiz gerektiğini göstermiş. Dolayısıyla, insan hakları savunucularının hayvan haklarıyla yüzleşmeden, bu konuda net bir tutum takınmadan yaptıkları işe devam etmeleri mümkün görünmüyor. Bu, kitabın aklımda kalacak en önemli yanlarından biri.

Reklam Alanı 790 * 90